|
DAZKIRI'NIN TARİHİ ESKİ FOTOĞRAFLARI


.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)



.jpg)

.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)

Dazkırı tarihi Danişmentlilere dayanmakla birlikte daha yakın tarih
olarak Selçuk oğullarının Anadolu’ya yayılmaları ile birlikte Hacı Paşa
Ağa Reisliğindeki Tatoğulları aşireti olarak Kızılırmak boylarından
gelenlerle bilahare Adana tarafından gelerek yerleşen Farsak Aşiretinin
torunlarıdır. Bir alay kuvvetinde olan Tatoğulları aşireti, Dazkırı’yı
merkez yurt olarak kurmuş ve bugün değişik isimler almış olan Yukarı
Yenice, Demirciköy, Çiftlik, Aşağı Yenice, Darıcılar, Gençali, Yüreğil
köylerini değişik hizmetler için yerleşim sahası haline getirmişlerdir.


Bu köylerin sahaları o devirlerde alayın yaylım ve geçim sahaları olarak
kullanılmıştır. Bilhassa Osmanlı İmparatorluğu devrinde gönüllü sipahi
alayı olarak görev imtiyaz almış olan Tatoğlu Hacı Osman Ağa atlarını,
Yüreğil ve Gençali otlaklarında otlatıp barındırmışlardır. Bu atların
toplu halde yaylım yapıp bakılmasına “öğrek” denilirdi. Atların
sulanmaları için Gençali köyünde ahırlar ve bugün dahi hala ÜÇOLUKLU
çeşmesi ayakta olup, adı da Tatoğlu çeşmesidir. Buralarda şimdi
sonralarda yerleştirilen Çerkezler yaşamaktadırlar ki bu insanlar büyüğe
saygının timsalidirler. Bu alayın toplanıp orduya katılma
hazırlıklarının yapılması için birde kışlası mevcuttur ki hala bu
kışlanın kalıntıları “kışla” mevkiinde mevcuttur.

Dazkırı ovasında yaylım yapan atların sulanması da
(bugün dahi hizmetteki) kadıncık yapılmaktaymış. Bu çeşme Hacı Osman
Ağanın eşi tarafından yaptırılmıştır. Farsak aşireti ile kaynaşıp
akrabalıklar kurulurken tatoğlu aşiretinden bir kol Başmakçı’ ya, bir
kol da Yukarı Yenice’ ye yerleşerek orada iskan olmuşlardır. Yukarı
Yenice eskiden yazlık mesire yeri olarak kullanılırken bugün büyük bir
köy olmuştur. Tatdemirci denen bugünkü Demirci köyden 2300 nüfuslu büyük
bir köy olmuştur. Esasta Peltek bir Tatoğlu aşireti mensubu buraya
yerleşmiş ve alayın kılıç ve mızraklarını yapmak için demirciliğe
başlamış, bunlara kendi adını vermiştir.

Yüreğil
veAşağı Yenice köyleri, o zamanlarında atların yaylım ve tuz
ihtiyaçlarını temin ederlermiş. Bu iki köyümüzde, elbette ki bu aşiretin
karışım torunlarıdır. Alayın sorumlusu “Tatoğlu Reisi Ağa” lakabı ile
bugün dahi kalıntıları mevcut olan avlu denen yerde etrafı kalın
duvarlarla çevrili mermer büyük kapıdan nöbetçiler nezaretinde girilip
çıkılan bir kaleye benzeyen şekilde bir avlu yaptırmıştır ki bugün dahi
bu avlunun muazzam taş kapısı hala ayaktadır. Dazkırı’daki avluda hala
zamanında yapılmış çeşme akmaktadır ve bu avludaki yıkıntılar yerine
yeni evler yapılmıştır. Tatoğlu aşiretinin bugünkü torunları soyadı
kanunu ile Şenocak soyadını, Farsak aşireti torunlarının bir kısmı
Sönmez soyadını almışlardır.
Aşiretlerin Dazkırı’ya yerleşmeleri anında ilçenin bugünkü arazisi
üzerinde hemen, hemen hiçbir aşiret yok gibidir. Aşiretlerin yerleşmesi
ile Dazkırı’nın ismini o zaman APA koymuşlardır ki yazlık bugünkü
Y.Yenice’ye Yukarı Apa, A. Yenice’ye ise Aşağı Apa, olarak
isimlendirilmiştir. Apa’lar aynen bırakılmıştır. Uzun süre Bolatlı adını
taşıyan Dazkırı, Cumhuriyet devriminde Ankara’nın Polatlı ilçesi ile
isim karıştırıldığı gerekçesi ile Bolatlı adı Dazkırı olarak
değiştirilmiştir. Dazkırı adı mülki idarede Dazkırı olarak geçerken DDY
de Tazkırı olarak kullanılmış, istasyon levhası Tazkırı olarak
asılmıştır. Dazkırı adı Konya’nın Bozkır ilçesi ile karışıyor gerekçesi
ile zamanının il genel meclis üyelerinin teklifi ile Dazkırı’da mevcut
Kocaoluk çeşmesinin adı Dazkırı’ya verilmiş ve Kocaoluk ismini almışsa
da Dinar ağır ceza mahkemesinde mübaşirin Dazkırılı olan şahit bir
kadının ismini Kocaoluklu Fatma diye çağırmış olması gülüşmelere sebep
olduğundan tekrar Dazkırı adını almıştır. 1964 de asırlık çınarlarına
izafeten Çınarlı olarak değiştirilmesine Belediye Meclisi karar vermişse
de anlaşılması güç bir tefsirle ve Dazkırı adının 600 senelik bir mazisi
vardır diyen İl Genel Meclisi kabul etmemiştir. Dazkırı’nın adı Dazkırı
olarak kalmış ve kalmaya devam edecektir.

Dazkırı ve Dinar Sandıklı’ya bağlı bir bucaktı. Bugün Dazkırı’ya bağlı
olan Başmakçı Dazkırı’nın köylerinden 13 tanesinin merkezi olarak bucak
olunca Dazkırı arazisi 2 bucak haline geldi. 1958 de Çardak’ın ilçe
olarak ayrılıp Denizli’ye bağlanması ve köylerin bir kısmını da
götürmesi Dazkırı bucağını iyice küçültmüşken Dazkırı’nın 1959 da ilçe
olması ile Başmakçı Evciler bucağına tekrar kavuşmuş ve 39 köy ve
kasabadan ibaret şirin bir ilçe olmuştur.

Dazkırı 1923 yılında belediyeliğe kavuşmuş ve Adliyeye sahip olmuşsa da
sonradan belediye ve adliye kaldırılmıştır. 1958 yılı Mart ayında tekrar
belediyeye kavuşmuş ve 01.04.1959 tarihinde 70033 sayılı Kanun ile İlçe
olmuştur. 1965 yılından itibaren hızla kalkınma yoluna girmiştir.
İlçenin bazı köyleri sonradan aşiret ve göçmenlerin yerleşmesi neticesi
teşekkül etmiştir. Bunlar Yörük ve Türkmen aşiretleri ile Bulgaristan ve
Romanya’dan gelen göçmenlerdir. Muhacir köyleri diye adlandırılan İdris,
yayla, Hisaralan, Hasandede, Akarca, Akyarma, Bozan köylerimizin göçmen
olarak gelip yerleşen medeni ve temiz köylerimizdir. Gurbet elde vatan
hasreti çeken bu vatandaşlarımız ilçemiz orman içi ve ova köyleridir.
Akkeçili ve Akkoyunlu köylerimiz ise kendi adlarını aldıkları aşiretin
kollarındandır. Madenler, Gökçek, Körkuyu, Hırka, Çevlik, Arıköy gibi
köylerimiz göçebe olarak gelen ve yerleşen Türkmen aşiretleridir. Bu
köylerimizin ataları zamanın ulaşım vasıtası deve kervanları ile
nakliyecilik, koyunları ile hayvancılık yapan Sarıköy, Yukarı ve Aşağı
Beltarlalar, Ovacık, Çığra, Akpınar, Yassıören, Örtülü, Karaağaçkuyusu,
Kızılören, köylerimizin bugünkü sakinleri zamanın koyuncusu göçebe
Türkmen aşiretleri olup, keçi sahipleri orman ve çalılıklar içerisine,
koyun sahipleri ise ovalara yerleşmek sureti ile daimi iskana geçmiş
ataların torunlarıdır.
Evciler , Başmakçı, İlçeleri ile Yüreğil beldemiz ise çok önceden daimi
iskana geçmiş aşiretlerin torunlarıdırlar. Bunların ovalarda iskân etmiş
olmaları koyunculuk ve at sürüleri ile geçimlerini sağlayan aşiretler
olduğunu ortaya çıkarıyor. Sarıkavak, Darıcılar ve Kızılören çok daha
evvelden yerleşik düzene geçmişlerdir.
Sarıkavak: İzmir – Bağdat yolu üzerinde gözcü olarak yerleştirilmiş
Osmanlı aşiretlerindendirler. Dazkırı sakinleri bu yöreye geldiklerinde
buralarını harap ve gayrı meskun olarak bulmuşlar ve onun içindir ki;
Çiftlik, Yeniceler, Demirciköy, Gençali köylerini de kapsayan geniş
sahaya kolayca hakim olmuşlardır. Sonradan gelen aşiretlerle bugünkü
iskan meydana gelmiştir. Dazkırı’da yabancı veya Türk olmayan hiçbir
aşiret ve kavim yoktur. Hepsi öz be öz Türk boylarının torunlarıdır.
İzmir – Eğridir
demiryolunun yapılması sırasında İngiliz ve Rumlar istasyon civarında
yerleşmişlerse de bunlar çok mahdut ailelerdir. İstiklal harbini
müteakip demiryolunun devletimize devir edilmesi ile hiçbir yabancı
unsur kalmamıştır.
Dazkırı’da
Arkeolojik Kalıntılar :
Dazkırı topraklarında, eski devirlerde pek çok devletler yaşamış, gelmiş
ve geçmişlerdir. Bunlardan Lidyalılar, Hititliler, Eski Yunanlılar ve
Romalılar bu topraklar üzerinde yaşamışlardır.Bugün meydana çıkan eski
eserlerden bu milletlere ait eski eserler ortaya çıkmaktadır.
Romalılardan eski yunan kralı Büyük İskender buralardan geçmiştir.
Bilhassa Büyük İskender’in Hindistan seferinden dönüşünde Anadolu’da
kurduğu krallıklarından birisi de Dazkırı ve civarında Payitaht
kurmuştur. Helenizm devri denen bu devrin eserleri bugün Akarca,
Çiftlik, Kızılören, Sarıkavak köylerimizde ve bizzat Dazkırı’nın
içerisinde çıkmaktadır. O devrin harp araçları, mızrak ucu demirleri,
kılıçlar, heylar çıkmaktadır.
O devre ait topraktan yapılıp pişirilmiş Lahit ve sandukalar aradan 2500
sana geçmiş olmasına rağmen bu değerli hazineler yanında nereden geldiği
keşfedilemeyen paralar yer altında yağmur suları ile Akarca köyü
derelerinde bulunmaktadır. Bu eserler maalesef sahipsizdirler. Zira eski
eser toplayıcı açıkgözler bunları ölü pahasına alıp, İstanbul ve
İzmir’de turistlere, tarihi eser kaçakçılarına satmaktadırlar. Açılmış
mezarlardan çıkarılan bir kısım tarihi eser Afyon Müzesine teslim
edilmiş olmakla beraber, çıkan Kral Tahtı ve Karyolaları çoktan
kaçırılmıştır.
Dazkırı arkeolojik kalıntılar bakımından çok zengin bir sahadır. Burada
Romalılar devri kalıntıları olduğu gibi, İskender’in kurduğu Helenizm
kalıntıları da çok bulunmaktadır. Sarıkavak köyünde Romalılar devrinden
kaldığı tespit edilen kayalar içindeki oyma kabinler, paralar, gözyaşı
şişeleri ve muhtelif toprak kaplar bulunmaktadır. Köyün güney kısmında
bulunan höyükler henüz açılmamış olmakla beraber büyük eserlerin
çıkacağı tahmin edilmektedir. Kızılören köyünde çıkan tümülüslerin kabri
çıkacağı muhakkaktır. Aynı yerde toprak kaplar ve paralar çıkmaktadır.
Çiftlik köyünde çıkarılan Frig külahlı Afrodit heykeli frig tesirinde
kalmış erken Roma devrini ve yerleşmelerini ispat etmektedir. Köyün alt
kısımlarından çıkan pişmiş toprak lahitler Helenizm devri olan Büyük
İskender devrine ait eserlerdir. Buralarda çeşitli mermer
çıkarılmaktadır. Akarca köyü çevresinde çıkarılan çeşitli kaplarla
beraber küçük ebattaki gümüş ve altın paraların Lidya ve Frigya
devirlerine ait oldukları anlaşılmaktadır. Köyün güneyinde bulunan bir
yol üç tepeye gitmekte ve içerisinde nöbetçi yerleri vardır. Buralardan
bir para hazinesine gidildiği tahmin edilmektedir. Zira Paralar
buralardan yağmur suları yoluyla yüze çıkmış şekilde çokça
bulunmaktadır. Yeraltından çıkan, çeşitli şekilde boyanmış ve pişirilmiş
toprak tuğlalar sağlam olarak çıkmaktadır. Bu parçaların büyük
arkeolojik değerlere sahip oldukları anlaşılmaktadır. Başmakçı’da ilçe
okulunun bahçesinde Romalılara ait düzme taşlardan yapılmış tapınak yeri
de çıkarılmıştır. Yassıören ve Yaka köylerinde buna benzer çok
miktarlarda tarihi eserler çıkarılmaktadır.
Dazkırı Nasıl ve Kimler Tarafından Kuruldu
İlçe merkezi Dazkırı'nın bugünkü
sakinleri, Selçukoğuları' nın Anadolu’ya yayılmaları ile birlikte Hacı
Paşa Ağa Reisliğindeki Tatoğulları aşireti olarak Kızılırmak boylarından
gelenlerle, bilahare Adana tarafından gelerek yerleşen Farsa aşiretinin
torunlarıdırlar. Bir Alay kuvvetinde olan Tatoğlu aşireti Dazkırı'yı
merkez yurt olarak kurmuş ve bu gün değişik isimler almış olan,
Yukarıyenice, Demirciköy, Çiftlik, Aşağıyenice, Darıcılar, Gençali,
Yüreğil Köylerini değişik hizmetler için yerleşim sahası haline
getirmişlerdir. Çiftlik ve Demirciköy sahaları o devirlerde alayın
yayılım ve geçim sahaları olarak kullanılmıştır. Bilhassa Osmanlı
İmparatorluğu döneminde Gönüllü Sipahi Alayı olarak görev ve imtiyaz
almış olan Tatoğlu Hacı Osman Ağa, atların yayılışını Yüreğil ve Gençali
otlaklarında otlatıp barındırırmış. Bu atların toplu halde yaylım yapıp
bırakılmasına "öğrek" denmekteymiş. Bu alayın toplanıp orduya katılma
hazırlıklarının yapılması için birde kışlası mevcuttu. Bu kışlanın
kalıntıları halen kışla mevkiinde mevcuttur. Dazkırı Ovasında yaylım
yapan atların sulanması da bugün dahi hizmette olan Kadıncık çeşmesinden
yapılmaktaymış. Bu çeşme Hacı Osman Ağa' nın eşi tarafından
yaptırılmıştır. Farsa aşiretiyle de kaynaşıp akrabalıklar kurulurken
Tatoğlu Aşireti'nin bir kolu Başmakçı' ya yerleşmiştir. Bir kısmı da
Yukarıyenice' ye yerleşerek orada iskan oluşturmuşlardır. Yukarıyenice
eskiden yazlık mesire yeri olarak kullanılırken bugün büyük bir köy
olmuştur. Esasta Peltek bir Tatoğlu aşireti mensubu buraya yerleşmiş ve
alayın kılıç ve mızraklarını yapmak için demirciliğe başlamış ve kendi
adını vermiştir. Yüreğil ve Aşağıyenice köyleri o zamanlarında atların
yayılım ve tuz ihtiyaçlarını temin edermiş. Bu iki Köyümüzde elbette ki
bu iki Aşiretin karışım torunlarıdır. Alayın sorumlusu Tatoğlu Reisi Ağa
lakabı ile bugün dahi kalıntıları mevcut olan avlu denen yerde, etrafı
kalın duvarlarla çevrili mermer büyük kapıdan nöbetçiler eşliğinde
girilip çıkılan , kaleye benzeyen yerde oturmuş. Yukarıyenice Köyünde
oturmaya başlayan kolda aynı şekilde bir avlu yaptırmıştır. Avlunun
muazzam taş kapısı bugün dahi ayaktadır. Dazkırı’daki avluda zamanında
yapılmış çeşme ayaktadır ve bu avluda yıkıntılar vardır ve yeni evler
yapılmıştır. Aşiretlerin Dazkırı'ya yerleşmeleri anında İlçenin bugünkü
arazisi hemen hemen hiçbir aşiret yok gibidir. Aşiretlerin
yerleşmeleriyle Dazkırı’ nın ismini o zaman APA koymuşlardır.
Yukarıyenice' ye Yukarı Apa, Aşağıyenice' ye Aşağı Apa isimlerini
vermişlerdir. Atların bol olması nedeniyle uzun süre BOLATLI adını
taşıyan Dazkırı Cumhuriyet devrinde Ankara'nın Polatlı ilçesiyle
karıştırıldığı gerekçesiyle BOLATLI adı TAZKIRI ve daha sonra DAZKIRI
olarak değiştirilmiştir. Dazkırı adı mülki idarede Dazkırı olarak
geçerken Devlet Demir Yollarında TAZKIRI olarak kullanılmış Dazkırı
istasyon levhası 1963 yılına kadar Tazkırı olarak asılmıştır. Dazkırı
adı Konya'nın BOZKIR ilçesiyle karıştığı gerekçesinden dolayı zamanın İl
Genel Meclis Üyelerinin teklifiyle Dazkırı'da mevcut KOCAOLUK çeşmesinin
adı verilmiştir. Dinar Ağır Ceza Mahkemesinde mübaşirin Dazkırılı olan
şahit bir kadını Koca oluklu Fatma olarak çağırmış olması gülüşmelere
sebep olduğundan tekrar DAZKIRI adını almıştır. 1964’ de Asırlık
Çınarlarına izafeten ÇINARLI olarak değiştirilmesine Belediye Meclisi
Karar vermişse de anlaşılması güç bir tefsirle ve Dazkırı adının 600
senelik mazisi vardır diye İl Genel Meclisi kabul etmemiştir...
:::
ANASAYFA |